üzerimi değiştirip dışarı çıktım. merdivenlerden birkaç basamak indikten sonra sesleri daha net duymaya başlamıştım. neden bilmiyorum ama gizlenmem gerektiğini düşündüm. köşeye sinip konuşmaları dinlemeye başladım.
"o çok...tuhaf davranıyor" bu patronun sesi olsa gerekti.
"efendim bu çok normal. günlerdir ortalıkta değildi ve sonunda deniz kenarında bir bankta bulduk. neler yaşadığını bilmiyoruz ve-" diyemeden sözünü kesti "birşey yaşamış olsaydı bilirdim!" sesinde çaresizlik kokusu vardı. ve güç. çok miktarda güç.
"efendim bunu ona sormayı denediniz mi?" sesi tek düze olan siyah takım elbiseli bilgece davranıyordu.
"hayır" derken koltuğa oturdu. "onu...kaybetmekten-"
arkamda biri öksürdü. korkuyla dönüp baktığımda elinde koca bir kıyafet sepetiyle tanımadığım bir yüz gördüm. gözleri ışık saçıyordu adeta. "bir şey mi istemiştiniz efendim?" bu ses... hatırımda bir vızıltı misali varlığını belli etti. aitlik hissi üst seviyeye çıkmıştı ve kendim gibi hissetmiştim.
"ben..." derken patron yanımıza geldi "hayatım iyi misin?"
"şey ..." dedim bahane arıyordum. "buz koymalıyız efendim" diyen kadınla göz göze gelmiştim. bu muzip bir bakıştı. "bileğini burkmuş" diye diğerlerine açıklama yaptı.
"şey... sanırım burkuldu" dedim üzerime titreyen patrona. kucağına aldı. gerçekten beni önemsiyor muydu? gözlerindeki sahiplenmek isteği... bu aşk mıydı? derin bir nefes almak sorularımın cevabı niteliğindeydi.
ayağıma buz konmuş koltukta etrafımdaki herkesin ilgisiyle birlikte oturuyordum.
........
ani bir acı beynime saplanmışçasına ruhum aitlik hissinden yoksun olduğu bu bedende kıyıya bir yerlere saklanmıştı sanki.
acıyla gözlerimi kapatıp şehvetle tekrar açtığımda ben benliğimden soyutlanmıştım.
"iyi olduğuna emin misin hayatım?" diye sordu erkeksiliği başka bir açıdan illgimi çeken şefkatli ses.
dişiliğini ön planda tutarak "hayır" diye cevapladı bir ses.
"karnım çok aç ve seninle baş başa bir kahvaltı istiyorum" duruşundan daha çok şehvet vardı nidasında.
güldü patron. "dışarıda ama" diye şakıdı o şımarık ses bu sefer.
son anda fark etmiştim konuşan içerisinde bulunduğum bu bedendi.tepki vermemiştim. uzaktan izlersem olanları, çözebilirmişim gibime geliyordu. korku her yanımdaydı.
.....
şefkatli yüzü şehvete kaçan ifadelere bürünürken arabayı hazırlamalarını söyledi patron. bir kaç dakika sonra ayağı kalkıp bana elini uzattı. bedenimde ayağı kalktığında narin bir acı iniltisi çıkarttı.patron belimi kavradı. birisi -ki onu tanıdığıma yemin edebilirim- "bu şekilde gitmemeniz gerektiği kanaatindeyim. hanımefendinin dinlenmesi gerek (!) diye düşünüyorum" patrona saldırma isteğini sadece ben mi görebiliyordum yani bu siyah saçlı iri gözlü takım elbiselinin?
merdivenlerde gördüğüm kadın koluma girdiğinde endişesi hissedilirdi. dokunuşu elektrik çarpmış hissi uyandırdığında şehvetini ve davranışlarını kontrol edemediğim bu bedenin düşüncelerine sızmayı başarmıştım.
"haklı" dedim "canım yanıyor odaya dönsem daha iyi olur" transit yukarı doğru yönelecekken kolumu çeken kadın yüzünden sendeledim. "dur" dedi patron "ben götüreyim" kucağını almıştı beni.
ikinci defa yardım etmişti kadın bana. kolumu çekmeseydi foyam ortaya çıkabilirdi çünkü. bileğimi burkmuştum ben.
minnet dolu gözlerle ona baktığımda öfkesi daha öncede gözüme çarpan siyah saşlı, iri gözlü çocuğun tekrar zorla kontrol ettiği öfkesini gördüm. kızgınlığını... gözlerindeki çaresizliği... anlamaya çalışıyordum lakin çok zorlanıyordum. onu nereden hatırladığımı bile daha kavrayamamıştım. ve öfkesinin nedenini. o kadında... aitlik hissinin anlamı neydi? tanıdığımı sanmıyordum ama aslında tanıyordum. normal değildi olanlar.
beynimin uyuşmaya başladığını hissettim. etraf bulanıklaşıyordu gözümde ve sıkı sıkıya kapadım gözlerimi. parlak beyaz ışık göz bebeklerimi yakıyordu. yattığım yerden doğrulmamla tuvalete doğru koşmam bir olmuştu. delirmişçesinekusarken ağzımdan çıkan tek şeyin yeşil-sarı karışımı bir sıvı oluşu beni korkutmuştu. ölmeye başladığımı düşünüyordum ki gözlerimi açtım.
patronun kollarında bu sabah uyandığım kırmızı gardroplu yatak odasına daha yeni giriş yapıyorduk. beni etkileyen parlak beyaz ışık yoktu. ve kusmak... boğazım yırtılırcasına hemde!
"uyudum mu?" diye sordum beni nazikçe yatağa bırakan patrona.
"evet, gece enfes bir uyku çektin sevgilim" diye tebessüm dolu bir karşılık verdi.
beklediğim cevap bu değildi. aklımı kaçırdığımı düşünürken kelimeler kesinlikle bana ait değillerdi "seni özledim sevgilim"
.......
sevişme isteğiyle üzerime yaklaşan tanımadığım bu adamı kendimden uzaklaştırmakiçin bir şeyler düşünmeye çalıştım. boynumu öpmeye başladığında ellerimin titremeye başladığını zannediyordum. ve dudaklarıma yaklaşan bu adamı iteklediğimi. ama aksine zevk alırmışçasına adamın yanağını okşuyordum.
'beynim!' diye bir ışık yandı düşüncelerimde. kontrolü hala bendeydi.
acıyla haykırırken boynumda hissettiğim nefesini kendimden uzaklaştırmayı başarmıştım.
"bileğim!" dedim derin nefeslerle. "ah...çok acıyor" korkmuş ve şaşırmıştı.
az önce kendisini sekse davet eden tanrıça timsali kadın gitmiş yerine gamlı bir baykuş konmuştu sanki.
ellerim titremeye başlamıştı ki kapı tıklandı. içeri davet edilmeyi beklemeden girenler kadın ve o iri gözlü çocuktu.
beklenti ve çaresizlik içerisinde onlara bakan sadece ben değildim. patronda korku dolu bakışlarını çaresizlikle onlara cevirmişti.
çocuğun elinde orta boy birçanta vardı.
"efendim sizi dışarı almak zorundayım" dediğinde çocuk, sorgulayan erkeksi bakışlar aldı gözlerinde yerini. kulağına eğilip biraz sesini alçaltarak "siz buradayken daha çok korunma isteği duyuyor. çıkarsanız işimizi daha çabuk halledip acısını dindirebiliriz." bu telkin edici bir açıklamaydı çocuk tarafından patrona yapılan.
........
bana cesaret verici bir bakış attıktan sonra odadan çıktı. "iyi misin?" diye sordu kadın. "kimsin sen? kimsiniz? neresi burası? o kim? neler oluyor?" hayretle birbirlerine baktılar.
"hiç mi bir şey hatırlamıyorsun?" diye sordu kadın. adamın gözleri dolmuştu.'hayır' anlamında başımı sallarken içim burkuldu. "lütfen" dedim "kes şunu" kulaklarımı tıkayıp gözlerimi kapadım. sanki göz yaşları yüreğime düşüyordu. ve bu beni acıtıyordu.
"o çok...tuhaf davranıyor" bu patronun sesi olsa gerekti.
"efendim bu çok normal. günlerdir ortalıkta değildi ve sonunda deniz kenarında bir bankta bulduk. neler yaşadığını bilmiyoruz ve-" diyemeden sözünü kesti "birşey yaşamış olsaydı bilirdim!" sesinde çaresizlik kokusu vardı. ve güç. çok miktarda güç.
"efendim bunu ona sormayı denediniz mi?" sesi tek düze olan siyah takım elbiseli bilgece davranıyordu.
"hayır" derken koltuğa oturdu. "onu...kaybetmekten-"
arkamda biri öksürdü. korkuyla dönüp baktığımda elinde koca bir kıyafet sepetiyle tanımadığım bir yüz gördüm. gözleri ışık saçıyordu adeta. "bir şey mi istemiştiniz efendim?" bu ses... hatırımda bir vızıltı misali varlığını belli etti. aitlik hissi üst seviyeye çıkmıştı ve kendim gibi hissetmiştim.
"ben..." derken patron yanımıza geldi "hayatım iyi misin?"
"şey ..." dedim bahane arıyordum. "buz koymalıyız efendim" diyen kadınla göz göze gelmiştim. bu muzip bir bakıştı. "bileğini burkmuş" diye diğerlerine açıklama yaptı.
"şey... sanırım burkuldu" dedim üzerime titreyen patrona. kucağına aldı. gerçekten beni önemsiyor muydu? gözlerindeki sahiplenmek isteği... bu aşk mıydı? derin bir nefes almak sorularımın cevabı niteliğindeydi.
ayağıma buz konmuş koltukta etrafımdaki herkesin ilgisiyle birlikte oturuyordum.
........
ani bir acı beynime saplanmışçasına ruhum aitlik hissinden yoksun olduğu bu bedende kıyıya bir yerlere saklanmıştı sanki.
acıyla gözlerimi kapatıp şehvetle tekrar açtığımda ben benliğimden soyutlanmıştım.
"iyi olduğuna emin misin hayatım?" diye sordu erkeksiliği başka bir açıdan illgimi çeken şefkatli ses.
dişiliğini ön planda tutarak "hayır" diye cevapladı bir ses.
"karnım çok aç ve seninle baş başa bir kahvaltı istiyorum" duruşundan daha çok şehvet vardı nidasında.
güldü patron. "dışarıda ama" diye şakıdı o şımarık ses bu sefer.
son anda fark etmiştim konuşan içerisinde bulunduğum bu bedendi.tepki vermemiştim. uzaktan izlersem olanları, çözebilirmişim gibime geliyordu. korku her yanımdaydı.
.....
şefkatli yüzü şehvete kaçan ifadelere bürünürken arabayı hazırlamalarını söyledi patron. bir kaç dakika sonra ayağı kalkıp bana elini uzattı. bedenimde ayağı kalktığında narin bir acı iniltisi çıkarttı.patron belimi kavradı. birisi -ki onu tanıdığıma yemin edebilirim- "bu şekilde gitmemeniz gerektiği kanaatindeyim. hanımefendinin dinlenmesi gerek (!) diye düşünüyorum" patrona saldırma isteğini sadece ben mi görebiliyordum yani bu siyah saçlı iri gözlü takım elbiselinin?
merdivenlerde gördüğüm kadın koluma girdiğinde endişesi hissedilirdi. dokunuşu elektrik çarpmış hissi uyandırdığında şehvetini ve davranışlarını kontrol edemediğim bu bedenin düşüncelerine sızmayı başarmıştım.
"haklı" dedim "canım yanıyor odaya dönsem daha iyi olur" transit yukarı doğru yönelecekken kolumu çeken kadın yüzünden sendeledim. "dur" dedi patron "ben götüreyim" kucağını almıştı beni.
ikinci defa yardım etmişti kadın bana. kolumu çekmeseydi foyam ortaya çıkabilirdi çünkü. bileğimi burkmuştum ben.
minnet dolu gözlerle ona baktığımda öfkesi daha öncede gözüme çarpan siyah saşlı, iri gözlü çocuğun tekrar zorla kontrol ettiği öfkesini gördüm. kızgınlığını... gözlerindeki çaresizliği... anlamaya çalışıyordum lakin çok zorlanıyordum. onu nereden hatırladığımı bile daha kavrayamamıştım. ve öfkesinin nedenini. o kadında... aitlik hissinin anlamı neydi? tanıdığımı sanmıyordum ama aslında tanıyordum. normal değildi olanlar.
beynimin uyuşmaya başladığını hissettim. etraf bulanıklaşıyordu gözümde ve sıkı sıkıya kapadım gözlerimi. parlak beyaz ışık göz bebeklerimi yakıyordu. yattığım yerden doğrulmamla tuvalete doğru koşmam bir olmuştu. delirmişçesinekusarken ağzımdan çıkan tek şeyin yeşil-sarı karışımı bir sıvı oluşu beni korkutmuştu. ölmeye başladığımı düşünüyordum ki gözlerimi açtım.
patronun kollarında bu sabah uyandığım kırmızı gardroplu yatak odasına daha yeni giriş yapıyorduk. beni etkileyen parlak beyaz ışık yoktu. ve kusmak... boğazım yırtılırcasına hemde!
"uyudum mu?" diye sordum beni nazikçe yatağa bırakan patrona.
"evet, gece enfes bir uyku çektin sevgilim" diye tebessüm dolu bir karşılık verdi.
beklediğim cevap bu değildi. aklımı kaçırdığımı düşünürken kelimeler kesinlikle bana ait değillerdi "seni özledim sevgilim"
.......
sevişme isteğiyle üzerime yaklaşan tanımadığım bu adamı kendimden uzaklaştırmakiçin bir şeyler düşünmeye çalıştım. boynumu öpmeye başladığında ellerimin titremeye başladığını zannediyordum. ve dudaklarıma yaklaşan bu adamı iteklediğimi. ama aksine zevk alırmışçasına adamın yanağını okşuyordum.
'beynim!' diye bir ışık yandı düşüncelerimde. kontrolü hala bendeydi.
acıyla haykırırken boynumda hissettiğim nefesini kendimden uzaklaştırmayı başarmıştım.
"bileğim!" dedim derin nefeslerle. "ah...çok acıyor" korkmuş ve şaşırmıştı.
az önce kendisini sekse davet eden tanrıça timsali kadın gitmiş yerine gamlı bir baykuş konmuştu sanki.
ellerim titremeye başlamıştı ki kapı tıklandı. içeri davet edilmeyi beklemeden girenler kadın ve o iri gözlü çocuktu.
beklenti ve çaresizlik içerisinde onlara bakan sadece ben değildim. patronda korku dolu bakışlarını çaresizlikle onlara cevirmişti.
çocuğun elinde orta boy birçanta vardı.
"efendim sizi dışarı almak zorundayım" dediğinde çocuk, sorgulayan erkeksi bakışlar aldı gözlerinde yerini. kulağına eğilip biraz sesini alçaltarak "siz buradayken daha çok korunma isteği duyuyor. çıkarsanız işimizi daha çabuk halledip acısını dindirebiliriz." bu telkin edici bir açıklamaydı çocuk tarafından patrona yapılan.
........
bana cesaret verici bir bakış attıktan sonra odadan çıktı. "iyi misin?" diye sordu kadın. "kimsin sen? kimsiniz? neresi burası? o kim? neler oluyor?" hayretle birbirlerine baktılar.
"hiç mi bir şey hatırlamıyorsun?" diye sordu kadın. adamın gözleri dolmuştu.'hayır' anlamında başımı sallarken içim burkuldu. "lütfen" dedim "kes şunu" kulaklarımı tıkayıp gözlerimi kapadım. sanki göz yaşları yüreğime düşüyordu. ve bu beni acıtıyordu.
Kendini web ve grafik tasarıma adamış her sosyal ağda bir profili olan , internette fazla vakit geçiren , kod tasarımından anlayan bir insan ayrıca çok iyi pes oynayan yeri geldimi turnuvulara katılan birisi.
''Kafama Göre Takılırım Ben'' Bu yazı;; 9 Haziran 2012 Cumartesi tarihinde Özgür kategorisinde yayınlanmış olup Unknown tarafından yayınlanmıştır. Ayrıca henüz yorum yapılmamıştır bir konudur.




Yorum Gönder