"patron gelip gelmeyeceğinizi soruyor efendim" dedi diğerlerinin silik varlığını da doldurmaya çalışan siyah takım elbiseli genç adam. cevaplamadım. denizin kokusunu bir kez hada ciğerlerime çekerken yorgun olduğumu fark ettim. ve üşümüştüm. ciğerlerimi patlatırcasına içime çektiğim havayı serbest bırakırken ayağı kalktım. motoruma doğru yöneldiğimde "efendim" dedi takım elbiseli "bu taraftan" güldüm. patron bey işini iyi biliyordu. fazlasıyla iyi. bunu nereden mi biliyordum.. bunu bilmiyor hissediyordum.
......
arabanın ön koltuğuna oturmam şaşırtmış olmalıydı silik suretlileri. aldırmadım. önümüzdeki BMW yi takip ederken biri üzerime battaniye örttü. teşekkür ederek karşılık verdim. sesim farklı çıkmıştı. galiba üşütüyordum.
......
araba durduğunda gece kulübünün önündeydik. hava ne kadar hızlı kararmıştı böyle. benden bekleneni yapıp arabadan indim. o siyah takım elbiseli "patron" diyerek selam verdi orta yaşa doğru koşturan genç ve bakımlı bir adama. estetik bir görünümü vardı. gözleri zihnimi tırmalıyordu. karıncalanmış bir televizyon görüntüsü gibiydi adeta. bana sıkı sıkıya sarılırken tepki vermedim. olanları dışarıdan izliyordum. ama aslında içindeydim. aslında... aslolan neydi? kayıtsızdım.
.......
"merak ettim" derken endişeli ve aşık bir adamdı karşımdaki.
"buradayım işte" dedim beklemediğim bir şekilde sıcaktı sesim. içtendi. bu... bu benim sesim miydi? etrafıma baktım. tek dişi bendim.
"üşümüşsün" dedi yanağımı okşarken eli.
"üşüdüm" bu ses ne kadar da aciz çıkıyordu böyle. sanki korunmaya ihtiyacım varmış gibi.
sarmaladı kollarıyla beni. içeri girdik. bol gürültü ve çıplaklığın olduğu kalabalık ortamı aşıp arka tarafa geçerken etraftaki o 'kalabalık' sanki beni tanıyormuşçasına suratıma bakıyorlardı. aitlik duygumun sıfırın altına indiği bir yerde ne kadar tanınabilirdim?
.......
rahatlığı gözlerinden okunan ihtişamlı koltuğa popomu koyduğumda zevkten inleyebilirdim.rahat kelimesinin tanımını yaşıyordum adeta. o sırada silik silüetlerden biri içeri girip patrona birşeyler fısıldayıp dışarı çıktı.
"ne oldu?" diye sorduğumda aslında sormamam gerektiğini fark etmiştim. gülümseyerek bana yaklaştı. yastığığı düzeltti ve bacaklarımı yatar pozisyon oluşturmam için koltuğa yerleştirdi. tek sorun o yastığın nereden geldiğiydi. "bu yastık....?" diyemeden silik silüetlerden birinin getirdiği battaniyei vücuduma sardı.endişeliydim ve bunun suratıma yansımasına engel olamıyordum.
"iyi misin?" dedi. anlamaya odaklamıştım beynimi "hayır" dedim sertçe. bu tepkim yapmamam gereken ikinci şeydi. korkmuş ruhum içerde bir yerlere sinince sahnesinde olduğum tiyatro oyununu seyretmeye başladım tekrar, sesim o korunmaya muhtaç halini geri almıştı.bunun benim sesimolması olası bile değildi.
.......
"yanımda kal" diye iniltili, korkmuş böyle garip...karman çorman tınılarının içinde bulunduğu bir sesle patronun yanağını okşadım.alnımdan öperken saftı duguları.
......
yanıma uzandı. farklı bir andı. yabancısı olduğum şeylerin başrolü olmuştum. beden benim değildi sanki, sahip çıkamıyordum. sanki iki tane kontrol paneli vardı ve ben ikinci panele sahip değildim. başka bir ruhun bedenimdesöz sahibi olması düşüncesi beni ürkütmüştü.
......
uyandığımda beyazlara bürünmüş bir odada arkadan belime dolanmış kollarla birlikteydim. küçük bir korku nidası patlattığımı hatırlıyorum.
"şşt... sakin ol ben buradayım" diyerek beni telkin eden ses tanıdıklık uyandırmıyordu. derin ancak kesik nefesler alırken beni sakinleştirmeye çalışan ellerini itekleyerek uzaklaştırdım kendimden. o sırada göz göze geldik. zihnim....! acıyordu. kulaklarım. yanıyorlardı. üzerlerine bastırdım. bu çok canımı yakıyordu. çığlıklarım acının yanında hiçliğe düşmüşlerdi adeta. acı bataklık gibi daha da derine çekerken beni kolumda hepsinden bağımsız -böcek ısırığı timsali- başka bir acı... durdum. parmak uçlarımda bir ıslaklık, ellerim...kan!
"kolum?!" çığlığım gerçekliğe ulaştığında iniltilere dönüşüyordu. ateş. evet ateşi hissediyordum.
......
derin nefesler eşliğinde uyandım. uyanmak gibi değilde ışınlanmak gibiydi sanki şu ana, buraya, başka bir boyuta gönderilmiştim.
"iyi misin?" diyen ses bu sefer tanıdıktı.
"hayır" dedim. "başım...dönüyor" alnıma dokundu. yataktan kalkıp kırmızı hantal gardrobu açtı. "terlemişsin" derken üzerimdeki kapşonu çıkartıyordu.
endişe ve bilmemezlik içinde bakarken ona gözleri gözlerimle buluştu.
bu farklı birşeydi. aitlik değildi. sahiplik kokuyordu. bana sahip olmasına izin mi veriyordum? bilinmezlik artık zihnimdeydi.
alnını alnıma dayadığında "sakin ol" dedi "eğer istemezsen çıkıp gideceğim odadan" gözlerini kapatıp alnıma öpücük kondururken acıyı, onun acısını hissediyordum.
geri çekilip gözlerime baktı. bakışları beni eziyordu. fazla beklenti içerisindeydiler.
kapıya baktım. usulca yataktan kaltı.
gözlerinin dolduğunu hissetmem bir şey değiştirmemişti. bilmediğim bir yerde, tanımadığım bu adamla... kötü biri değildim. sadece gü...güvende hissetmek istiyordum. kendimi.
......
arabanın ön koltuğuna oturmam şaşırtmış olmalıydı silik suretlileri. aldırmadım. önümüzdeki BMW yi takip ederken biri üzerime battaniye örttü. teşekkür ederek karşılık verdim. sesim farklı çıkmıştı. galiba üşütüyordum.
......
araba durduğunda gece kulübünün önündeydik. hava ne kadar hızlı kararmıştı böyle. benden bekleneni yapıp arabadan indim. o siyah takım elbiseli "patron" diyerek selam verdi orta yaşa doğru koşturan genç ve bakımlı bir adama. estetik bir görünümü vardı. gözleri zihnimi tırmalıyordu. karıncalanmış bir televizyon görüntüsü gibiydi adeta. bana sıkı sıkıya sarılırken tepki vermedim. olanları dışarıdan izliyordum. ama aslında içindeydim. aslında... aslolan neydi? kayıtsızdım.
.......
"merak ettim" derken endişeli ve aşık bir adamdı karşımdaki.
"buradayım işte" dedim beklemediğim bir şekilde sıcaktı sesim. içtendi. bu... bu benim sesim miydi? etrafıma baktım. tek dişi bendim.
"üşümüşsün" dedi yanağımı okşarken eli.
"üşüdüm" bu ses ne kadar da aciz çıkıyordu böyle. sanki korunmaya ihtiyacım varmış gibi.
sarmaladı kollarıyla beni. içeri girdik. bol gürültü ve çıplaklığın olduğu kalabalık ortamı aşıp arka tarafa geçerken etraftaki o 'kalabalık' sanki beni tanıyormuşçasına suratıma bakıyorlardı. aitlik duygumun sıfırın altına indiği bir yerde ne kadar tanınabilirdim?
.......
rahatlığı gözlerinden okunan ihtişamlı koltuğa popomu koyduğumda zevkten inleyebilirdim.rahat kelimesinin tanımını yaşıyordum adeta. o sırada silik silüetlerden biri içeri girip patrona birşeyler fısıldayıp dışarı çıktı.
"ne oldu?" diye sorduğumda aslında sormamam gerektiğini fark etmiştim. gülümseyerek bana yaklaştı. yastığığı düzeltti ve bacaklarımı yatar pozisyon oluşturmam için koltuğa yerleştirdi. tek sorun o yastığın nereden geldiğiydi. "bu yastık....?" diyemeden silik silüetlerden birinin getirdiği battaniyei vücuduma sardı.endişeliydim ve bunun suratıma yansımasına engel olamıyordum.
"iyi misin?" dedi. anlamaya odaklamıştım beynimi "hayır" dedim sertçe. bu tepkim yapmamam gereken ikinci şeydi. korkmuş ruhum içerde bir yerlere sinince sahnesinde olduğum tiyatro oyununu seyretmeye başladım tekrar, sesim o korunmaya muhtaç halini geri almıştı.bunun benim sesimolması olası bile değildi.
.......
"yanımda kal" diye iniltili, korkmuş böyle garip...karman çorman tınılarının içinde bulunduğu bir sesle patronun yanağını okşadım.alnımdan öperken saftı duguları.
......
yanıma uzandı. farklı bir andı. yabancısı olduğum şeylerin başrolü olmuştum. beden benim değildi sanki, sahip çıkamıyordum. sanki iki tane kontrol paneli vardı ve ben ikinci panele sahip değildim. başka bir ruhun bedenimdesöz sahibi olması düşüncesi beni ürkütmüştü.
......
uyandığımda beyazlara bürünmüş bir odada arkadan belime dolanmış kollarla birlikteydim. küçük bir korku nidası patlattığımı hatırlıyorum.
"şşt... sakin ol ben buradayım" diyerek beni telkin eden ses tanıdıklık uyandırmıyordu. derin ancak kesik nefesler alırken beni sakinleştirmeye çalışan ellerini itekleyerek uzaklaştırdım kendimden. o sırada göz göze geldik. zihnim....! acıyordu. kulaklarım. yanıyorlardı. üzerlerine bastırdım. bu çok canımı yakıyordu. çığlıklarım acının yanında hiçliğe düşmüşlerdi adeta. acı bataklık gibi daha da derine çekerken beni kolumda hepsinden bağımsız -böcek ısırığı timsali- başka bir acı... durdum. parmak uçlarımda bir ıslaklık, ellerim...kan!
"kolum?!" çığlığım gerçekliğe ulaştığında iniltilere dönüşüyordu. ateş. evet ateşi hissediyordum.
......
derin nefesler eşliğinde uyandım. uyanmak gibi değilde ışınlanmak gibiydi sanki şu ana, buraya, başka bir boyuta gönderilmiştim.
"iyi misin?" diyen ses bu sefer tanıdıktı.
"hayır" dedim. "başım...dönüyor" alnıma dokundu. yataktan kalkıp kırmızı hantal gardrobu açtı. "terlemişsin" derken üzerimdeki kapşonu çıkartıyordu.
endişe ve bilmemezlik içinde bakarken ona gözleri gözlerimle buluştu.
bu farklı birşeydi. aitlik değildi. sahiplik kokuyordu. bana sahip olmasına izin mi veriyordum? bilinmezlik artık zihnimdeydi.
alnını alnıma dayadığında "sakin ol" dedi "eğer istemezsen çıkıp gideceğim odadan" gözlerini kapatıp alnıma öpücük kondururken acıyı, onun acısını hissediyordum.
geri çekilip gözlerime baktı. bakışları beni eziyordu. fazla beklenti içerisindeydiler.
kapıya baktım. usulca yataktan kaltı.
gözlerinin dolduğunu hissetmem bir şey değiştirmemişti. bilmediğim bir yerde, tanımadığım bu adamla... kötü biri değildim. sadece gü...güvende hissetmek istiyordum. kendimi.
Kendini web ve grafik tasarıma adamış her sosyal ağda bir profili olan , internette fazla vakit geçiren , kod tasarımından anlayan bir insan ayrıca çok iyi pes oynayan yeri geldimi turnuvulara katılan birisi.
''HU-I'' Bu yazı;; 9 Haziran 2012 Cumartesi tarihinde Özgür kategorisinde yayınlanmış olup Unknown tarafından yayınlanmıştır. Ayrıca henüz yorum yapılmamıştır bir konudur.




Yorum Gönder